DOĞAYI VE HAYVANLARI KORU
9 Mayıs 2014 Cuma
DOĞA VE HAYVANLARI KORUMA YOLLARI
Doğanın korunması günümüzde çok çeşitli biçimlere bürünmektedir. Çevre kirlenmesine karşı, toprakların doğal aşınmadan ve in san etkilerinden zarar görmesine karşı savaşım, ormanların ağaçsızlandırlmasına karşı yeniden ağaçlandırma çalışmaları, ender bulunan bitki türlerinin ve soyu tükenmekte olan hayvanların korunması ve buna benzer çalışmaların bütünü.
Doğanın korunması, biyolojik dengenin korunması ya da yeniden kurulması olayıdır. Açgözlü doymak bilmez modern dünyanın bilmeye pek yanaşmadığı, çok bilinmeyenli, karmaşık bir sorundur ve modern insanın bu tutumu insan türünün bile yok olmasına yol açabilir.
Hayvanların korunması çok geniş bir sorun olan doğanın korunmasına bağlıdır. Yaşama saygının dışında hayvanlar, hem var olan türler arasındaki ilişkiler bakımından hem de yaşam biçimlerinin en karmaşık alını olması bakımından, kesin bir bilimsel ilgi merkezi oluştururlar. Beslenme gereksinimleri nedeniyle, aynı zamanda da atalarından kalma avlanma içgüdüsüyle davranan insan, birçok türün ortadan kalkmasından sorumludur. Bazı türler birey sayısı bakımından gerilemektedir ve çok sert avlanma yasakları konmazsa, soylarının tükeneceği anlaşılmaktadır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusal parklar kurulmuştur ama bunlar bütün türlerin, özellikle de bu türlerden bazılarının korunmasına yeterli olmadığından, sayılarının artması gerekmektedir
Hayvan ve bitki toplulukları ile toprakları, doğal durumlarında korumaya yönelik önlemlerin tümüne doğanın ve hayvanların korunması adı verilir. Doğanın korunması ile hayvanların korunması arasında sıkı bir ilişki vardır. Doğanın korunması kavramı, zaman içinde yavaş yavaş oluşmuş ve gerçek anlamını yakın dönemde almış bir kavramdır.
Doğanın korunması günümüzde çok çeşitli biçimlere bürünmektedir. Çevre kirlenmesine karşı, toprakların doğal aşınmadan ve in san etkilerinden zarar görmesine karşı savaşım, ormanların ağaçsızlandırlmasına karşı yeniden ağaçlandırma çalışmaları, ender bulunan bitki türlerinin ve soyu tükenmekte olan hayvanların korunması ve buna benzer çalışmaların bütünü.
Doğanın korunması, biyolojik dengenin korunması ya da yeniden kurulması olayıdır. Açgözlü doymak bilmez modern dünyanın bilmeye pek yanaşmadığı, çok bilinmeyenli, karmaşık bir sorundur ve modern insanın bu tutumu insan türünün bile yok olmasına yol açabilir.
Hayvanların korunması çok geniş bir sorun olan doğanın korunmasına bağlıdır. Yaşama saygının dışında hayvanlar, hem var olan türler arasındaki ilişkiler bakımından hem de yaşam biçimlerinin en karmaşık alını olması bakımından, kesin bir bilimsel ilgi merkezi oluştururlar. Beslenme gereksinimleri nedeniyle, aynı zamanda da atalarından kalma avlanma içgüdüsüyle davranan insan, birçok türün ortadan kalkmasından sorumludur. Bazı türler birey sayısı bakımından gerilemektedir ve çok sert avlanma yasakları konmazsa, soylarının tükeneceği anlaşılmaktadır. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ulusal parklar kurulmuştur ama bunlar bütün türlerin, özellikle de bu türlerden bazılarının korunmasına yeterli olmadığından, sayılarının artması gerekmektedir
8 Mayıs 2014 Perşembe
Hayvanların önemi
Hayvanlar alemi çoğumuzun ilgisini çekmiştir. Aslında istisnasız olarak bütün hayvanların yaşamlarına biraz yakından baktığımızda, onların bizlere ne kadar büyüleyici ve ilginç bir dünya sunduklarını görürüz. İnsanoğlu olarak kendimizi dünyanın hakimi ilan etsek bile, onlardan öğrendiğimiz ve öğreneceğimiz şeyler sınırsız gibi görünmektedir.
Onların dünyasına girdiğimizde, hayvanların özelliklerini daha detaylı bir şekilde öğrenmekteyiz. Bu dünyada yaşayan canlılar olarak, yıllar geçtikce birbirimize daha çok saygı duymamız ve birbirimize ne denli bağımlı olduğumuz gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bilimsel araştırmalar, bize canlı ya da cansız olsun, dünya sisteminin bir bütün olduğunu göstermektedir.
Belkide çocuklarımıza, soyu tükenen hayvanlardan başlayıp, bütün canlılar aleminin, üzerinde yaşadığımız dünya sistemi için ne denli önemli olduğunu anlatmalıyız. Çünkü bu döngü, ne yazık ki günümüzde, daha önceki zamanlarda olmadığı kadar hızlanmakta ve nesli tükenmiş hayvanlar listesine hızla yenileri eklenmektedir. Hayvanlar dünyası olarak çoğumuz evcil hayvanları düşünmekteyiz, oysa insanlarla yaşayan evcil olanlardan çok daha fazlası vahşi hayvanlar dünyasında bulunmaktadır.
Belkide ebeveynler, hayvanlarla hakkında bilgi vermek ve çocuklarının onlarla tanışmalarını sağlamak için daha fazla çaba sarfetmeliler. Hayvan isimlerini, fotoğraflarını tanıtmak, hayvanların özelliklerini, kediler, köpekler, aslan, omurgalı hayvanlar, memeli hayvanlar hatta bitkiler...İşte hayvanlar aleminde aklınıza ne gelirse, çocukların tanımaları için onlara kitaplar ve ilgili belgeseller sağlamamız gerekmektedir.
Unutmamamız gereken belkide şudur ki, hayvanlar hakkında bilgi sağlamak, üzerinde yaşadığımız gezegen hakkında onları daha bilinçli bireyler haline getirecektir. Ve günümüzde yaşadığımız küresel ısınma, çevre kirliliği gibi felaketler çevçevesinde, çok ihtiyaç duyulan bir olgudur. Kendimiz ve çocukların hayvanlar alemini ile daha yakından ilgilenip tanıması için yapılabilecek basit uygulamalardan biri, bir deftere veya ayrı ayrı sayfalara, hayvanlar alemi köpek, kuş gibi başlıklar oluşturup, eğer mümkünse ilgili hayvanın resmi o sayfaya yapıştırılabilir. Bu çalışma şüphesiz bilgisayar ortamında da kolayca uygulanabilir. Onlar gezegenimizin sağlıklı olarak yaşayabilmesi için önemli olduğu kadar, şüphesiz insan sağlığı içinde son derece önemlidir. Bir düşünün kobay hayvanlar olmasaydı, biyoloji ve tıpda sağlanan gelişmeler acaba ne denli başarılı olabilirdi. Sonuçta şu bilimsel bir gerçektir ki, ister karada yaşayan ister denizde yaşayanlar olsun hayvanlar alemi ile uyum içinde yaşamamız bizler için yaşamsal derecede önemlidir
Onların dünyasına girdiğimizde, hayvanların özelliklerini daha detaylı bir şekilde öğrenmekteyiz. Bu dünyada yaşayan canlılar olarak, yıllar geçtikce birbirimize daha çok saygı duymamız ve birbirimize ne denli bağımlı olduğumuz gerçeği ortaya çıkmaktadır. Bilimsel araştırmalar, bize canlı ya da cansız olsun, dünya sisteminin bir bütün olduğunu göstermektedir.
Belkide çocuklarımıza, soyu tükenen hayvanlardan başlayıp, bütün canlılar aleminin, üzerinde yaşadığımız dünya sistemi için ne denli önemli olduğunu anlatmalıyız. Çünkü bu döngü, ne yazık ki günümüzde, daha önceki zamanlarda olmadığı kadar hızlanmakta ve nesli tükenmiş hayvanlar listesine hızla yenileri eklenmektedir. Hayvanlar dünyası olarak çoğumuz evcil hayvanları düşünmekteyiz, oysa insanlarla yaşayan evcil olanlardan çok daha fazlası vahşi hayvanlar dünyasında bulunmaktadır.
Belkide ebeveynler, hayvanlarla hakkında bilgi vermek ve çocuklarının onlarla tanışmalarını sağlamak için daha fazla çaba sarfetmeliler. Hayvan isimlerini, fotoğraflarını tanıtmak, hayvanların özelliklerini, kediler, köpekler, aslan, omurgalı hayvanlar, memeli hayvanlar hatta bitkiler...İşte hayvanlar aleminde aklınıza ne gelirse, çocukların tanımaları için onlara kitaplar ve ilgili belgeseller sağlamamız gerekmektedir.
Unutmamamız gereken belkide şudur ki, hayvanlar hakkında bilgi sağlamak, üzerinde yaşadığımız gezegen hakkında onları daha bilinçli bireyler haline getirecektir. Ve günümüzde yaşadığımız küresel ısınma, çevre kirliliği gibi felaketler çevçevesinde, çok ihtiyaç duyulan bir olgudur. Kendimiz ve çocukların hayvanlar alemini ile daha yakından ilgilenip tanıması için yapılabilecek basit uygulamalardan biri, bir deftere veya ayrı ayrı sayfalara, hayvanlar alemi köpek, kuş gibi başlıklar oluşturup, eğer mümkünse ilgili hayvanın resmi o sayfaya yapıştırılabilir. Bu çalışma şüphesiz bilgisayar ortamında da kolayca uygulanabilir. Onlar gezegenimizin sağlıklı olarak yaşayabilmesi için önemli olduğu kadar, şüphesiz insan sağlığı içinde son derece önemlidir. Bir düşünün kobay hayvanlar olmasaydı, biyoloji ve tıpda sağlanan gelişmeler acaba ne denli başarılı olabilirdi. Sonuçta şu bilimsel bir gerçektir ki, ister karada yaşayan ister denizde yaşayanlar olsun hayvanlar alemi ile uyum içinde yaşamamız bizler için yaşamsal derecede önemlidir
Doğanın önemi
Her canlının toprağa, suya ve havaya ihtiyacı vardır. Bunlar olmadan yaşam olmaz. Bunların hepsinin genel adı doğadır. Doğa insanlara bir çok nimetler sunar. Bu nimetlerin hepsi insan içindir.
Doğa zenginliklerimiz her geçen gün azalmaktadır. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Günümüzde küresel ısınma ile iklim farklılıkları meydana gelmeye başlamıştır. Bu kirlenmeler sonucunda canlı türleri tükeniyor, ormanlar azalıyor, denizler ve akarsular kirleniyor. Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Cam şişenin doğada 4000 yıl,Plastiğin 1000 yıl,kola kutusunun 20-100 yıl, Sigara filtresinin 5 yıl kaldığı çevreciler tarafından tespit edilmiştir. İnsanlar bu durumda tedirgin olmaya başladılar. Doğanın korunması zorunludur. İşte bu sebeplerle Çevre Koruma Haftası ile çevre bilinci aşılanıyor ve çevreyi koruma adına bir şeyler yapanın zamanı geldiği anlaşılıyor.
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.
Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmalıyız. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Sadece bu hafta boyunca değil, her gün çevremizi temiz tutmalıyız.
“Çevre”, insanların sürekli yaşadıkları yere denir. Denizler, dağlar, ovalar, nehirler, göller, yaylalar, ormanlar, çayırlar doğal çevreyi oluşturur. Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında “Türkiye Çevre Sorunları Vakfı“, daha sonra “Çevre Müsteşarlığı” kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı Haziran ayının ikinci haftasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gerekliliği anlatılır, çevre bilinci aşılanır. Okul çevresindeki yerlere geziler düzenlenir, panolar hazırlanır. Hafta boyunca kitle iletişim araçları aracılığı ile halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır.
Çevrenin kirlenmesi, ülkede yaşayan herkesin ortak sorunudur. Çünkü çevre kirliği, içindeki yaşantıyı olumsuz etkiler, insanların ve diğer canlıların zarar görmesini sağlar. Son yıllarda büyük sanayi hamleleri ile dev fabrikalar kurulmuş, bu fabrikalardan gerektiği gibi çalışmayan ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler, çevre kirliliğine neden olmuşlar, çevreye büyük zarar vermişler ve vermeye devam etmektedirler.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
Su kirlenmesi: Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar. Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir. Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur. Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez.
Hava kirliliği: Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur. Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar. Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar. Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir.
Toprak kirlenmesi: Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır. Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar.
Doğa zenginliklerimiz her geçen gün azalmaktadır. Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur. Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Günümüzde küresel ısınma ile iklim farklılıkları meydana gelmeye başlamıştır. Bu kirlenmeler sonucunda canlı türleri tükeniyor, ormanlar azalıyor, denizler ve akarsular kirleniyor. Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlayabiliriz. Cam şişenin doğada 4000 yıl,Plastiğin 1000 yıl,kola kutusunun 20-100 yıl, Sigara filtresinin 5 yıl kaldığı çevreciler tarafından tespit edilmiştir. İnsanlar bu durumda tedirgin olmaya başladılar. Doğanın korunması zorunludur. İşte bu sebeplerle Çevre Koruma Haftası ile çevre bilinci aşılanıyor ve çevreyi koruma adına bir şeyler yapanın zamanı geldiği anlaşılıyor.
1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.
Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmalıyız. Çevrenin kirlenmesini önlemek için üzerimize düşen görevleri mutlaka yapmalıyız. Sadece bu hafta boyunca değil, her gün çevremizi temiz tutmalıyız.
“Çevre”, insanların sürekli yaşadıkları yere denir. Denizler, dağlar, ovalar, nehirler, göller, yaylalar, ormanlar, çayırlar doğal çevreyi oluşturur. Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında “Türkiye Çevre Sorunları Vakfı“, daha sonra “Çevre Müsteşarlığı” kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı Haziran ayının ikinci haftasını “Çevre Koruma Haftası” olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gerekliliği anlatılır, çevre bilinci aşılanır. Okul çevresindeki yerlere geziler düzenlenir, panolar hazırlanır. Hafta boyunca kitle iletişim araçları aracılığı ile halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır.
Çevrenin kirlenmesi, ülkede yaşayan herkesin ortak sorunudur. Çünkü çevre kirliği, içindeki yaşantıyı olumsuz etkiler, insanların ve diğer canlıların zarar görmesini sağlar. Son yıllarda büyük sanayi hamleleri ile dev fabrikalar kurulmuş, bu fabrikalardan gerektiği gibi çalışmayan ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler, çevre kirliliğine neden olmuşlar, çevreye büyük zarar vermişler ve vermeye devam etmektedirler.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
Su kirlenmesi: Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar. Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir. Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur. Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez.
Hava kirliliği: Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur. Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar. Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar. Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir.
Toprak kirlenmesi: Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır. Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)